İnan Palancı – Yoksulluk Notları & Orta Dünya Notları

 İnan Palancı – Yoksulluk Notları & Orta Dünya Notları

Yoksulluk Notları:

1- Yoksulluk, üzerinde “özel güvenlik” yazılı kısa mont bulunan yaşlı ve yorgun adamdı.

2- Sonra beyaz adama eşlik eden çiçek taçlı Hawaiili kadınların hüzün dolu gözlerinde saklıydı.

3- Kocaman mavi gözleri olan parlak suratlı ihtiyarların bakışları idi.

4- İzbe bir kasabın önünde kemik parçaları için sabırla bekleyen yaşlı kadındı yoksulluk.

5- Yıkılan bir leylek yuvası ya da yuvası yıkılan iri bir leyleğin umutsuz bakışları idi.

6- Yokluk ya da yoksulluk akşam evine iki sıcak pide götüren yaşlı adamın birbirine dolaşan ayakları idi.

7- Kırmızı fiyonk ve parlak iskarpinli resimleri ile birlikte ülkenin en güzel kraliçesi olma düşlerine eski bir dosta ya da platonik bir aşka bakar gibi bakan kadınların bodrum katından bozma nemli ve rutubetli düğün salonlarında üzerlerine geçirdikleri gelinliklerin sigara sarısı renginde saklıydı yoksulluk.

8- Birbiri ardı sıra yükselen kocaman binaların arasında sofraya konulabilir bir ot parçası bulmaya uğraşan ihtiyar adamların kambur ve kederli omuzlarında saklıydı yoksulluk.

9- Kendi kendilerine yetmeye çalışan ceplerinde kerata ve ince kahverengi tarak taşıyan, bu hayatta hiç kimseye ve hiçbir şeye borçlu kalmayan yaşlı ve onurlu adamların sararıp solan gözleri gibi bir şeydi yoksulluk.

10- Kocaman bir buket çiçeği küçük bir kız çocuğunu kucaklar gibi kucaklayan yaşlı bir kadının ellerinde ya da soğuk köy bakkallarında rengârenk toplarla birlikte patates çuvallarının üzerinde kalın plastik poşetlere sarılı muz destelerine bakan çocukların gözlerindeki umuttu.

11- Camekânlarda ve kasaba kenarlarında üzerlerindeki kırmızı beyaz gelinliklerle birlikte gelip geçen araçlara kederle bakan kadın mankenlerin gözleri gibi bir şeydi.

12- Kola ve kurabiye ile kendinden geçen ve kendi çocukluğu üzerine düşler kuran o adam idi yoksulluk.

Orta Dünya Notları:

1) Orta Dünya insanının bir başka başat özelliği de bilgi sahibi olmadığı konularda bile sonsuz fikir yürütebilme kapasiteleridir.

2) Güç odaklarını hızla analiz edip topluluklara tutkulu bir şekilde saldırma kapasitesine de sahiptirler.

3) Her şey geride kaldıktan sonra özür dilemek yerine özür beklerler.

4) Kışkırtılan erkeklik ve kadınlıkla birlikte kadınların hemcinslerini saçını kazıtmakla, erkekleri de etek giydirmekle tehdit ettiği bir coğrafyadır.

5) Birbirlerinin felaketlerinden haz alan insanların bir arada mutlu mesut yaşadığı bir yaşam alanıdır.

6) Sürünün dışında kalan insanlara hayranlıkla bakanların onları aşağıladığı coğrafyadır.

7) Merkezde kalmak için varını yoğunu ortaya koyan insanların merkezkaç kuvvetinin etkisi altında hareket eden insanları dairenin dışına attıkları yerdir.

8) Cüzdanı ile birlikte pantolonu kontrol eden ve alımlı kadınların mahrem yerlerine ışık hızında bakan ardından hiçbir şey olmamış gibi çaylarını yudumlayan insanların yaşadıkları yerdir.

9) Farklı entelektüellere öykünen ama bunun asgari gerekliliklerini dahi yerine getiremeyen pragmatist yazarların bir arada yaşadığı bir kara parçasıdır.

10) Orta Dünya bol göndermeli kitaplar yazmayı bilimsellik olarak niteleyen yazarların mutlu mesut yaşadığı bir kara parçasıdır.

11) Buradaki yapıların en büyük çıkmazı ortaya koydukları düşünce sistemlerinin eninde sonunda onu sorgulayan entelektüeller yetiştirmesine zemin hazırlamasıdır.

12) Orta ergenlik döneminde sıkışıp kalan Orta Dünyalı erkekler hedeflerini Karındeşen Jack gibi en az risk taşıyan gruplardan seçerler, bu grupların en küçük parçalarına saldırırlar. Sonra yaşadıkları tanımı imkânsız haz, şehvet, tatmin ve orgazm duygusu ile birlikte köşelerine çekilip televizyon ekranlarından daha organize örgütleri izlemeye devam ederler.

13) Yenilmez kahramanların kolunu süsleyen aynı deri bileklikleri takan ciddi topluluklar bükülmez bileklerini ispatlama uğruna öteki gruplardan hedefler aramaya başlar.

14) Müzikal bir ses tonu ile hastası hakkında bilgi veren doktorun sesinde beliren şefkat dolu tınıya sığınmak ya da ona saldırmak gibi iki zıt duygunun etkisi altında kalan insanlardır.

15) Bir bütünlük içerisinde ilerleyen tüm bu süreçler güçlü bir aidiyeti olmayan ülkesiz insanları andırır gibi doğru yönetilemeyen bir yanık dokusunun kendini toparlama sürecine benzer.

16) Doku her daim yeni bir form yaratabilme kapasitesine sahiptir ama ortaya çıkan bu form hiçbir zaman işlevsellik ve estetik gibi kavramlarla bağdaşmaz.

Yapılan Yorumlar
Bir Yorum Yapın